Adım Adım Kur'an Dili - Necla Yasdıman

Ürün Kodu:
9789759238001
Teslimat Süresi: 1 - 3 Gün
Sayfa Sayısı: 800
Kağıt Tipi: 1. Hamur
Tipi: Ciltli
Stok Durumu: Stokta Mevcut
Minimum Sipariş: 1 Adet
Kategori: Arapça ve Kur'an Kitapları
Piyasa Fiyatı:

60.00 TL

Bizdeki Fiyatı: 40.00 TL (KDV Dahil)

Ümmü Sıbyan Duası Nedir ve Niye Taşınır:

  • Cinlerden Koruması İçin Taşınır.

  • Nazar büyüden Korunmak İçin Taşınır.

  • Rızık ve Bereket İçin Taşınır.

 

 

Boy Hamaili Ümmü Sıbyan Duası Büyük Bir Korunma Duasıdır.
İçeriğinde Esma ül Hüsna ve Vekf Yani Korunma Ayetleri Bulunan Eşsiz Bir Korunma Muskasıdır.

Bu Ayetler Ve Duaların İnsanı Kötülükten, Nazardan ve Cin Büyü Gibi Musallatlardan Koruduğuna inanılmaktadır.

Ümmü Sıbyan İnsanlığın Helakı İçin Çalışır.

Ümmü sıbyan nedir? Ümmü Sıbyan / (Ümmü Sübyan) dişi bir şeytanın ismidir. Yegane amacı, gayesi insan soyunu kurutmaktır. Bunun için yemin etmiştir ve hep bu gaye için mücadele eder. Musallat olduğu kişiler mutlaka Ümmü Sıbyan Muskası / duası taşımalıdır.

Hamile kadınlara ve karnındaki bebeğe, yeni doğmuş bebeklere ve anneye musallat olur. Bunlar haricinde 65 yaş üstü erkek ve kadınlara da musallat olur ve hastalanarak ölümüne yol açar.

Musallat olduğu bebekler üzerinde hamilelikte düşük, havale, sebepsiz ağlamalar, gece sıçrayarak uyanmalar yada hiç uyuyamama, özürlü doğum, hastalıklı doğum, cam kemik hastalığı, down sendromu, otizm, gelişmemiş vücut vb hastalıklara yol açar. En hafif etkisi ise hiper aktiflik ve sürekli musallatlı yaşamdır.

Bu şekilde bebeği, ya doğmadan yada doğduktan sonra telef etmeye çalışır. Ümmü Sıbyan' a maruz kalan anne ve bebek ya hamilelikte sürekli düşükle karşılaşır, hiç doğum olmaz yada eğer düşük olmadan doğum oldu ise yukarda saydığımız tedavisi olmayan hastalıklarla yaşamaya maruz kalıp pasif bir birey olarak tekrar üreyememe ve pasif bir hayata mahkum olmaya sebep olur. Düşük esnasında bazı durumlarda bebekle birlikte anneninde hayatı tehlikeye girer ve bazı durumlarda anne hayatını kaybeder.

Ümmü Sıbyan'dan Nasıl Korunurum:

Bir kişide büyü varsa bunu çözdükten ve kalan tesirleri sildikten sonra eğer bu kişiye tekrar büyü yapılmıyorsa koruma taşıması şart değildir, fakat "Ümmü Sıbyan" böyle değildir, uygulayıcı musallatı alsa dahi bir müddet sonra yerine yenisi mutlaka gelir. Ümmü sıbyan tesir ettiği kişilere kendi şeytan çocuklarından birini yada bir kaçını musallat bırakıp gider, yani bunları alsan bile yerine mutlaka yenisi gelecektir, bu sebeple Ümmü sıbyan musallatı olanların ömür boyu koruma taşıması şarttır.

Ümmü Sıbyan' a maruz kalmanın bir sebebi yoktur. Tamamen şansa kalmış bir ihtimaldir. Ama bu ihtimali yükselten bazı faktörler vardır bunların ilki çocuk sahibi olacak anne yada babanın büyülü olması bu ihtimali yüzde 97 artırır, kalan yüzde üç çok şanslı kişilerdir. Mutlaka haberleri olmadan bir korumaya girmişlerdir (Herhangi bir aile büyüğünün ve ya bir dostun duası gibi).

Parlak insanların ve ilmi olarak soylu kişilerinde çocukları torunları bu tehlikeye daha açıktır. Çünkü gelecek olan bebek mutlaka atasının izinden gidecek ya bir maneviyat büyüğü olup insanlara faydalı olacak yada belki bir önder belki bir bilim adamı olup insanlığı geliştirecektir. İşte bu sebeple ümmü sübyan bunu engellemeye çalışır.

 

Sübyanlık diye bir şey var mıdır? Hamile bayanların sübyan muskası yaptırması caiz mi 

Sübyan kelimesi çocuklar anlamına gelir. Subyanlık –daha doğrusu ümmü subyan- ise, çocuklara bir çeşit cinlerin musallat olma hastalığıdır. 

Şuna dikkat etmek gerekir ki, eskiden tıp bilimi gelişmemiş olduğundan, çocuklarda meydana gelen bazı psikolojik veya biyolojik rahatsızlıkları da rahatlıkla sübyan olarak adlandırabiliyorlardı. 

Bizce, şekli ne olursa olsun çocuk rahatsızlığında, önce mutlaka bir çocuk uzmanına göstermek gerekir. İcap ederse, daha sonra bir psikiyatriste götürmek lazımdır. Çünkü, diğer metotlarda çok su-i istimaller olur, teşhislerin büyük çoğunluğu -tecrübeler göstermiş ki- yanlıştır. Örneğin çocuğun kusması, ağzından salyanın akması bu hastalığın belirtisi olarak kabul edilmektedir(bk. Er-Rahmetu fi’t-Tbbi ve’l-Hikme, s.249). Halbuki bu günkü tıpta, bunlar çok daha farklı olarak değerlendirilmektedir.

Muska konusuna gelince:

Muska kelimesi bazı hastalıkları, kötülükleri ve nazarı uzaklaştırmak için boyna asılan veya üstte taşınan yazılı kağıt; üç köşeli şekilde katlanmış şey; üç köşeli bir nüsha manalarında kullanılır.

Muska kelimesinin aslı "nüsha"dır. Arapça nüsha'dan Türkçeye bu şekilde, değişerek geçmiştir. Buna Kuzey Afrika'da "hurz", Doğu Arabistan'da "hamaya", "hafiz" yahutta "maâza", Türkiye'de "muska", "nusha" veya "hamail" denir. Hadis ve fıkıh kitaplarında, "rukye" olarak geçmektedir.

Muska, genellikle olası bir hastalıktan korunmak veya tedavî amacıyle yazılarak taşınır. Çoğunlukla üçgen biçiminde meşin, teneke, gümüş ve altın kalplar içine konarak boyna asılır ya da kola takılır. Dört köşeli veya kalp biçimiııde kaplara da konan hamail, bütün İslâm dünyasında yaygın biçimde kullanılmaktadır.

Muskalara yalnızca sûre, ayet, hadis veya bir dua yazıldığı gibi, Allah'ın, meleklerin, efsanevî kişilerin adları, anlaşılmaz tılsımlı sözler, simgeler, yıldız işaretleri, rakamlar, rumuz ve işaretler, insan ve hayvan resimleri ile garip harf şekilleri de yazılıp çizilmiştir. Sûre, ayet, hadis ve duanın yazıldığı muskalar İslâm dönemine; diğerleri ise, İslâm'dan önceki batıl inanç ve hurâfelere aittir.

İslâm fıkhı âlimleri, zararı gideren şeyleri üçe ayırmışlardır: Birincisi, açlık için ekmek yemek ve susuzluk için su içmek gibi kesin olanlarıdır. İkincisi, tıbbî tedâvilerin bir kısmı gibi muhtemel (maznûn) olanlardır ve üçüncüsü de, okuyarak tedâvi gibi, etkisi ihtimalli olanlardır. Zararı gidereceği kesin olan şeyi kullanmak farz ve onu terketmek haramdır. Muhtemel olanı yapmak iyidir. Ancak onu terketmek haram değildir. Üçüncü türünü yapmak da caizdir (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, İstanbul 1970, IX, 6395 vd.).

Dolayısıyle İslâm'a göre nazar, korku ve benzeri bazı psikolojik hastalıklar için sûre, ayet, hadis ve duaları okumak ve yazıp bir yere asmak caiz kabul edilmiştir.

Her şeyden önce İslâm dini, insan sıhhâtinin korunmasına ve hastalandığı zaman tedâvî görmesine son derece önem vermiştir. Ebu Hureyre, İbn Abbâs ve İbn Mes'ûd'tan rivâyet edildiğine göre, birisi Hz. Peygamber (s.a.s)'in huzuruna gelerek, "Ya Rasûlallah, gerektiğinde tedâvi olalım mı?" diye sormuş. Hz. Peygamber (s.a.s) bu soru üzerine: "Ey Allah'ın kulları tedâvi olunuz. Yüce Allah ihtiyarlığın dışındaki her hastalığın şifâsını da yaratmış" diye buyurmuştur (Buhârî, Tıb, 1; et-Tirmizî, Tıb, 2

Ebu Sâîd kanalıyla rivâyet edilen bir hadiste, Hz. Peygamber (s.a.s)'in muavvizeteyn* (Felak ve Nas) sûreleri nazil oluncaya kadar, insan ve cinlerin nazarlarından Allah'a sığındığı açıklanmaktadır (et-Tirmizî, Tıb, 16; İbn Mace, Tıb, 33).

Hasta olan bir insanın dua etmesi ve okuması câiz olduğu gibi, salih kimselere bunu yaptırmak da câizdir. Hz. Aişe (r.a)'dan şöyle rivâyet edilmiştir: Hz. Peygamber (s.a.s) hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi: "Ey Allah'ım, ey insanların Rabb'ı, şu hastalığı götür, şifâ ver, şifâ veren Sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Hastalığı ortadan kaldıracak bir şifâ ver" (İbn Mace, Tıb, 35, 36).

Bu ve benzeri rivâyetlere göre, okuma ve yazma sûreti ile tedâvî caizdir. Ancak bunun için bazı şartlar vardır. Bu şartları şöyle sıralamamız mümkündür:

1- Okunan ve yazılan şey sûre, ayet, hadis veya manası anlaşılan dua olacak.

2- Manası bilinmeyen bir takım isim, harf, resim ve işâretler kullanılmayacak.

3- Tıbbi tedâvide olduğu gibi, burada da şifâ verenin yalnız Allah olduğuna inanılacak; O'ndan başkasından hiç bir şey umulmayacaktır.

4- Sevdirmek veya nefret ettirmek gibi, tedâvi ile alakası olmayan şeyler için yapılmayacaktır (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, IX, 6397).

Dikkat edilecek diğer bir husus da muska yazarken veya yazdırırken, İslâm'a muhalif olan her şeyden uzak durmak gerekir. Ölçü İslâm ve niyet Allah'ın rızası olmalıdır.

Âlimlerin çoğunluğu, okuma veya yazma yolu ile tedâviden ücret almayı câiz görmüş bunu haram kabul etmemişlerdir (et-Tirmizî, Tıb, 20; el-Aynî, Umdetu'l-Kari, V, 647). Ancak bunu istismar etmemek gerekir.

Yukarıdaki şartlara uygun olarak yazılan muskaları kullanmak ve taşımak caizdir. İslâm dini açısından herhangi bir sakıncası yoktur; fakat bu şartlara aykırı olarak yazılan ve taşınan muskalar, Allah'a ortak koşma (şirk) anlamına gelebileceğinden, kesinlikle yasaklanmış, haram kabul edilmiştir.

 

Ümmü Sıbyan Duasını Okumak İçin Tıklayınız..

 

Bebek olması için yapılacak dua

Çocuğu olmayan bir kadın, yedi gün oruç tutup iftar vaktinde “Yâ Musavvir, Ya Bari, Ya Halık” isimlerini su üzerine 21 kere okuyup üfürse ve o sudan iftar eylese Cenab-ı hak bu isimlerin hürmetine makbul bir çocuk ihsan eder.” (7)

 

Aşağıdaki ayetler dua makamında okundukları vakit, çocuk istemeye ve hayırlı bir mirasçı dilemeye yaramaktadır. Çünkü Zekeriya aleyhisselam Rabbine böyle dua eylemiştir. Bu bakımdan bizlerin de bu çeşit sıkıntısı olduğu zaman bu ayetlerle dua etmemiz menfaatımız icabıdır. (11)

 

“Fe hebli min ledünke veliyya” “Yerisüni ve yerisü min âli Yâkûb.” “Yühricüküm tıflen sümme li tebluğû eşüddeküm” (12) (13) (14)
(Binnaenaleyh, bana tarafından bir veli oğul ihsan et) (Ki bana da mirasçı olsun, Yâkub hanedanına mirasçı olsun.)
(Sonra bebek olarak çıkran, sonra sizi güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz için.) (12) (13) (14)

 

Çocuk sahibi olmak isteyenler veya herhangi bir dileği olanlar şunları yapmalıdır:

 

1- İstiğfar okumalı. (Malım çok, ama çocuğum olmuyor. Ne yapayım?) diyen kişiye, bir sahabi istiğfara devam etmesini söyledi. O da günde 700 defa istiğfar okurdu. Nihayet on çocuğu oldu. Hasan-ı Basri hazretlerine, kıtlıktan, fakirlikten, çocuğunun olmadığından şikayette bulunuldu. Hepsine de istiğfar etmesini söyledi. Sebebi sorulunca, Kur’an-ı kerimden üç âyet-i kerime okudu. Meali şöyle:
(Çok affedici olan Rabbinize istiğfar edin ki, gökten bol yağmur indirsin; size, mal ve oğullar ile yardım etsin, sizin için bahçeler, ırmaklar versin.) [Nuh 10-12]

 

Çocuklarını idarede sıkıntı çeken bir sahabiye Peygamber efendimiz, (Neden istiğfar etmiyorsun? Ben günde yüz defa istiğfar ederim) buyurdu. İstiğfar edileceği zaman yüz defa (Estağfirullah min külli ma kerihallah, Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) demeli ve manasını düşünerek söylemeli. Manası şöyledir: (Razı olmadığın şeylerden yaptıklarımı affet ve yapmadıklarımı yapmaktan koru. Kendisinden başka ilah bulunmayan hay, kayyum ve azim olan Allah’a istiğfar eder ve günahlarıma pişman olup Ona sığınırım.) [Azim, zatı ve sıfatları kemalde, Hay, ezeli ve ebedi bir hayatla diri olan, Kayyum, zatı ile kaim olan, yarattığı her şeyi varlıkta durduran demektir.]

 

2- Dileğine kavuşmak için, iki rekat namaz kılıp, sevabını Silsile-i aliyye denilen âlimlerin ruhuna hediye etmeli, bunların hürmeti için diye dua etmeli. Mesela, “Ya Rabbi, hayırlı bir çocuk nasip eyle” diye dua edip, “Bu duamı silsile-i aliyye büyükleri hürmetine kabul eyle” demeli. (Mekatib-i şerife)

 

Sabah ve yatsı namazından sonra silsile-i aliyyenin isimlerini, sonra Fatiha okuyarak ruhlarına gönderip, onları vesile ederek yapılan dua kabul olur. Tecrübe edilmiştir.

 

3- Âyât-i hırz, usulüne uygun okunur ve yanında taşınırsa, murat hasıl olur.

 

4- Adakta bulunmalı. Mesela, (Şununla evlenirsem, sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, üç Yasin okumak nezrim olsun) denince, bu dileğin kabul olduğu tecrübe edilmiştir.

 

5- Dua izinli okunmalı! Bir hacetin hasıl olması için dua okunurken, tesir etmesi, üstadın izni ile okumalı. Üstad vefat etmişse, kitabından öğrenip okumak da izin almak olur. İzin alan, izin verenin vekili olur. Vekilin okuması, üstad gibi tesirli olur.

 

6- Bir dileği olan aşağıdaki duayı okumalıdır. Kör bir zat gelip, (Ya Resulallah! Allahü teâlâya dua et, gözlerim açılsın) dedi. Peygamber efendimiz de, (Kusursuz bir abdest al! Sonra, ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi, bu yüce Peygamberi bana şefaatçı eyle! Onun hürmetine duamı kabul et) duasını okumasını söyledi. O da, abdest alıp dua etti. Hemen gözleri açıldı. [Tirmizi]

 

Bu duayı okuyanlar, maksatlarına kavuşmuşlardır.

 

Namaz kılmayanın, haram işleyenin ve kalbi gafil olanın duası kabul olmaz. Ehl-i sünnet itikadında olmayanın okuması fayda vermez. Hak teâlâ, her şeyi bir sebep ile yaratmaktadır. Bir şeye kavuşmak isteyen, o şeyin sebebine yapışmalıdır. Rabbimiz, insana sıhhat, şifa vermek için, dua etmeyi, sadaka vermeyi ve ilaç kullanmayı sebep yapmıştır.

 

Duanın kabul olması için; Duanın kabul edilmesi için bazı şartlar vardır. Duanın kabul edileceğinden şüphe etmemeli, şartlarına riayet edilip edilmediğinden şüphe etmelidir. Gereken şartlara riayet etmeden duanın kabul edilmesini beklemek uygun olmaz.

 

Önce çalışmak, sonra dua dinin esası!
Kabul edilir ancak, çalışanın duası!

 

Erkek çocuk olması için:
Duanın kabul olması hakkında yazıda bildirdiğimiz gibi düzgün itikada sahip olup, haramlardan kaçıp, dinimizin emrine uyanın ve şartlarına uygun dua edenin duası muhakkak kabul olur. Böyle salih bir kimse, yatağa girince, önce İhlas suresini okur. (Ya Rabbi, bana bir oğul ihsan edersen ismini

Muhammed koyacağım) der. Böyle dua edenin, Allahü teâlânın izniyle erkek çocuğu olur. (Şir’a şerhi)

 

Yine aynı kitaptaki hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hanımı hamile iken, elini onun karnına koyup, “Bismillahi ahadis samed ellezi lem yelid ve lem yuled. Ya Rabbi, bu çocuğun ismini Muhammed aleyhisselamın hürmetine, Muhammed koydum” derse, bu çocuk erkek olur.)

 

Yine aynı kitapta, (Kadın, hayzdan temizlendikten sonra beş gün içinde hamile kalırsa, çocuğu erkek olur. Beşinci günden sekizinci güne kadar olursa kız olur) deniyor

 

ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İÇİN OKUNACAK DUA:

 

Allah’tan her şeyin hayırlısını istemelidir. Bizim için ne*yin hayırlı olup olmadığını bizler bilemeyiz. Bir âyet-i keri*mede de bildirildiği gibi hayır zannettiğimiz şeyler bazen bi*zim için şer, şer sandıklarımız da hayır olabilir. Onun için Al*lah’tan her şeyin, bu arada çocuğun da hayırlısını istemeliyiz. Çocuk sahibi olmak elbette her kesin istediği bir şeydir. Yara*tılış kanunları da bu yöndedir. Ama bazı durumlarda bazı in*sanlar için çocuk sahibi olmamak hayırlı olabilir.

 

Çocuğu ol*mayanlar bunun sebeplerini araştırıp bu sebepleri ortadan kaldırmak ve çocuk sahibi olmak için çalışabilirler. Fakat bü*tün gayretlere rağmen yine çocuk olmuyorsa bunu dert etmek, ısrarla bu konu üzerinde durmak da doğru değildir. Belki de onlar için hayırlı olan öylesidir. Belki çocukları olsaydı başla*rına bilinmedik belâlar gelecekti ve Allah onları o belâlardan korumak için çocuk vermedi. Evet, çocuk istemeli, bunun yol*larını da aramalı, ama işi çığırından çıkarıp takıntı haline getirmemelidir. Her şeyin hayırlısını istemelidir. Cenab-ı Hak, hakkımızda her şeyin haylırlısını versin. Amin.

1. “İnne rabbeke hüve’I-hallâku’l-alîm.” = “Muhak*kak ki Rabbin her türlü yaratma şeklini bilir.” âyetini gecele*ri 1267 kere tekrar eder ve bunu üç ay boyunca sürdürür.

2. Veya; “Fallâhu hüve’l-veliyyü ve hüve yuhyî” = “Muhak*kak ki Allah dosttur ve yaratandır.” âyetini beraber olmadan önce 289 kere tekrar eder.

3. Veya; “HüvaIIahü’l-hâliku’l-bâriü” = “O yaratandır ve yok*tan var edendir.” âyetini 1054 kere tekrar eder.)

4. Veya; Tıbbî bir arızası olmamak şartıyla, çocuğu olmayan bir kadın, eğer aybaşı halinden üç gün sonra, öğle saatlerine ya*kın bir zamanda temiz bir kâğıt üzerine 110 defa “Bismillâ-hirrahmânirrahîm” yazıp o kâğıdı üzerinde taşıyarak eşiyle beraber olursa, Allah’ın izniyle hâmile kalır. (Hâmile kalın*caya kadar kâğıdı üzerinde taşımalıdır.)

[divider]

 

Çocuğu olmayanlar 4 Cuma üstüste 1000 kere “Ya Evvel” okumalıdır.

Düşük ihtimali olan hamile bayanlar için dua

Düşük ihtimali olan hamile bayanlar eşleriyle beraber “El Mübdi” okur.

Çoçuğu olmayan kimse 707 kere “Ya Varis” okursa Allahın izniyle hayırlı evlat sahibi olur.

Doğacak Çocuğun mücahid olması için KAF Suresi okunur.

Güzel Yüzlü olması için YUSUF Suresi okunur.

Ahlakı güzel olması için İNSAN-İBRAHİM Suresi okunur.

İlk 4 ay 70 bin SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ okunur.

9 ay boyunca 71 tane ENBİYA SURESİ okunur.

Doğumu Kolaylaştırsın diye İnşikak Suresinin ilk 3 ayeti okunur.

Çocuk doğduktan sonra 36. günü Enbiya Suresi okunur.

Ateşli Hastalık olmaması için Ali İmran Suresi okunur.

Ağlayan Çocuğa Cuma saati kulağına ezan ve Ali İmran Suresi 83. ayeti okunur.

Bol bol Yasin okunur.

Terfice, tüncina hatimleri okunur.

Çocuk Düşmemesi İçin Karısı hamile olup da erken doğum, çocuğun düşmesi veya geç doğması gibi korkular ve tehlikeler karşısında kalan bir kimse, parmağını hamile olan karısının karnına sürüp
“Ya Mübdi” ismini 99 kere okursa Hak sübhanehu ve teala hazretleri o hamile kadını bu tehlikelerden saklar. (7)

 

Çocuğun Huyunun güzelleşmesi

 

Kötü huylu çocuğu olan bir kimse “Ya Mukît” ismini 7 kere bir boş kaba okusa ve o kabı su ile doldurup o kötü huylu çocuğuna içirse Allah’ın izniyle o çocuğun huyu güzelleşir. (7)

 

Çocuğun İtaatkar Olması İçin

 

Eğer, bir kimsenin oğlu kendine itaat etmezse şehadet parmağını onun eli üzerine koyarak “Yâ Şehîd” dese Allah’ın izniyle itaatkâr olur.(7)

 

ERKEK ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İÇİN OKUNACAK DUA

 

“Oğlan olsun, kız olsun, eli-yüzü düz olsun” sözü çok Önemli bir gerçeği ifade etmektedir. Gerçekten de oğlanın mı, yoksa kızın mı hakkımızda hayırlı olacağını bilemeyiz. Allah’tan çocuğun da hayırlısını istemeliyiz. Erkek de kız da isteyebiliriz. Ama bu konuda da ısrarcı olmamalıyız. Bu konu*da şöyle demelidir:

 

“Allahım, Senden erkek (veya kız) çocuğu istiyoruz. Ama Sen daha iyi bilirsin. Hakkımızda hangisi hayırlı ise onu ver”. Evet böyle demeli ve doğan çocuk ister erkek ister kız olsun asla itiraz etmemeli veya memnuniyetsizlik göstermemelidir. Zaten bunun faydası da yoktur. Zira bu, kimsenin elinde olan birşey değildir. Tamamen Allahın takdiridir. O’nun takdirine itiraz ise kimsenin haddi değildir. Bu durum kullukla, müslümanlıkla asla bağdaşmaz. Allahın takdirine gönül rızası ile boyun eğmek, bize verdiğini baş-goz üstüne kabul etmek gerekir. Baştaki cümleyi bir kere daha tekrarlayalım: “Oğlan olsun kız olsun, eli-yüzü düz olsun” Amin.

 

Erkek çocuk isteyen, birleşme öncesinde besmele ile üç defa ihlâs sûresini, sonra da şu duayı okur:

“Allahümmec alnî min ledünke zürriyyeten tayyi-beten mutîaten.”

ANLAMI: “Allahım, bana yüce katından temiz ve saygılı bir nesil ihsan eyle.”

 

 

 

 

 

Sipariş için Telefon Numaralarımız:

 

0505 979 88 88

0536 301 10 79

0232 343 27 27

 

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK SATAN DİL KİTABI
*İLAHİYAT FAKÜLTELERİ
*İMAM HATİP LİSELERİ
*ARAP DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMLERİ
*ARAPÇA DİL KURSLARI
*EV GRUPLARI

ve Kendi Kendine Arapça Öğrenmek İsteyenler İçin ÖNEMLİ KAYNAK Arapça’yı adım adım sıfırdan ele alıp en ileri gramer kaidelerini de içeren bu eser, bol cümle örnekleriyle konuların tamamen kavranmasını sağlar. Ayrıca 1300’e yakın Ayet-i Kerimeyi tahlil eder. Böylece;

Kendi kendinize Kur’an’ın manasını ve hadisleri anlayabilirsiniz.

Arapça telaffuzunuzu düzeltebilirsiniz,

Arapça konuşan insanlarla konuşabilirsiniz,

Arapça kitap ve dergileri okuyabilirsiniz,

Televizyon radyo konuşmalarını anlayacak hale gelebilirsiniz.

 

Yrd. Doç. Dr.  Necla Yasdıman hoca tarafından hazırlanan bu eser de aynı zamanda interaktif ortamda kitap, cd şeklinde de sunulmaktadır.

 

Yrd. Doçent Dr. Necla Yasdıman hocamızın Adım Adım Kur'an Dili kitabından alınmış alıntıyı incelemek için lütfen tıklayınız.

 

Adım Adım Kur'an Dili kitabımızın içinden çıkan İnterkatif CD'nin kurulum anlatımı için lütfen tıklayınız. 

 

 

(BİRİNCİ BASKIYA)

ÖNSÖZ

İngilizce, Almanca, Fransızca gibi çeşitli dillerin, çaba gösterildiği takdirde, yeterince öğrenilebildiği günümüzde aynı ilgiyi dünyâ ve ahiret saadetinin imkanlarını önümüze seren Kur’ân’ı anlamaya vesile olacak bir dile, yâni Arapça’ya göstermemek doğrusu büyük bir eksiklik...

İnsanımızın bir kısmı kutsal metnimizin dilini öğrenmenin mümkün olmadığını düşünerek çalışmaya niyet etmiyor. Oysaki, bizim elinizde bulunan bu kitabın hazırlanmasına kadar yaptığımız eğitim sürecindeki tecrübelerimiz derslerimize katılanlara bu işin hiç de sanıldığı kadar zor olmadığını göstermiştir.

Tecrübelerimizin ışığında hazırladığımız bu kitapta gramer-tercüme metodunu esas aldık. Anlaşılması zor olan konular, konu bütünlüğü takip edilmeksizin bol örneklerle açıklanmış ve ayrıca alıştırmalarla da bilgilerin pekiştirilmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Arapça gramer kitaplarında genellikle konu bütünlüğünü sağlama düşüncesiyle zamanından önce gramer kuralları verilmemiş metinler sunulmakta, bu ise Arapça’da belirli bir seviyesi olan okuyucuya hitap etmektedir. Diğer taraftan, takip edilen bu metod Arapça’ya yeni başlayanları umutsuzluğa sürüklemekte, çoğunlukla da Arapça öğrenmekten vazgeçme noktasına getirmektedir. Biz bu eserimizde, daha iyi anlaşılması bakımından, bol tercümeli örnekler ve alıştırmalarla konulan işledik. Aynı zamanda konuşma ve konuşturma metodunu da ihmal etmedik. Arapça’da okunan metni doğru harekeleme metnin tercümesi için ne kadar gerekliyse, konuşma ve söyleneni anlama da o kadar gereklidir. Bol pratik yapmak ve kulak alışkanlığı kazanmak için Arapça yayın yapan radyo ve televizyon kanallannın anlaşılmasa bile izlenmesi önemlidir. Bu şekilde, küçük çocuklann konuşmayı dinleyerek öğrenmesi gibi meraklılar da, gayretlerine göre, bir veya iki sene içinde kendilerine yetecek kadar Arapça’yı öğrenebileceklerdir. Aynı tecrübelerden geçen biri olarak bu kitabı hazırlamaktaki amacımız; okuyucuların Kur’ân-ı Kerîm’i aslından okuyup anlamalarının hazzını duymalarında, bir nebze de olsa, yardımcı olmaktır. Aynı zamanda bu kitap Arapça konuşmak isteyenlerin ilk adımı atmalarını da sağlayacaktır.

Allah’ın Kelâmı iki kapak arasındadır. Bu kelâmın kelimelerinin anlamlarını ve gramer kurallarını öğrenmek imkansız değildir. Üstelik böyle bir çaba en zevkli ve en büyük ibâdetlerden birisidir. Çünkü ibadetlere götüren yol da ibâdettir... Unutmayalım ki, ameller niyetlere göredir...

 

Bu kitap nasıl çalışılacak?

Okuyucu, kitapta her konuda tercümesi verilmiş cümle örneklerinin Arapça’sına bakarak Türkçe’sini, Türkçe’sine bakarak Arapça’sını söyleyecek hale geldiği zaman, o konuyu anlamış demektir. Hedefi böylece belirledikten sonra, bu seviyeye gelmek için yapılacak işlem; konuların ve kelimelerin bol bol tekrar edilmesidir. Bunun için, konuda geçen her kelimenin okuyucu tarafından alfabetik sıraya göre hazırlanmış kelime defterine kaydedilmesi uygun olacaktır. Diğer taraftan, yine okuyucu tarafından hazırlanacak alıştırma defterine her yeni geçen kelimenin en az üç defa Arapça’sı ve Türkçe’siyle birlikte yazılması, kelimenin kullanıldığı cümlenin de kelimenin altına kaydedilmesi konunun anlaşılması açısından yararlıdır. Çünkü kelimeler cümle içindeki halleriyle daha kolay akılda kalmaktadır. Okuyucu şayet tek başına çalışıyorsa evde, arabada, mutfakta herhangi bir işle meşgulken fiil çekimlerine göz atarak bol bol tekrarlama imkanını elde edecektir. Yalnız değil de arkadaşlarıyla birlikte çalışıyorsa, o takdirde öğrenilen kelimelerle karşılıklı konuşulacak, bilinmeyen kelimeler de sözlükten bulunmak suretiyle kelime hâzinesi genişletilecektir. Konuşma ve anlamaya yetecek kadar bol kelime kullanılan bu kitap iyi çalışıldığı takdirde sadece Kur’ân’ın anlaşılmasına hizmet etmekle kalmayacak, aynı zamanda Arapça eserlere girişin anahtarım da vermiş olacaktır.

Başarı dileklerimle... Allah yâr ve yardımcımız olsun...

 

Neclâ YASDIMAN

 Eylül 2001 İZMİR

 

(İKİNCİ BASKIYA)

ÖNSÖZ

Elinizdeki kitabın hem birinci baskısının kısa bir zamanda tükenmesi ve hem de gelen yoğun talepler üzerine ikinci baskısının yapılması zarureti doğmuştur. Bize ulaşan haberlerden, bu kitabın önceki baskısının önsözünde belirtilen şekilde, kendi kendine çalışanların bulunduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Okurlanmızın, tavsiye edilen metod ile, kitabı bitirdiklerinde başarıyı elde etmiş olduklarını duymak bizi ziyadesiyle mutlu etmiştir.

Talepler doğrultusunda, bu yeni baskıya hem tek başına ve hem de topluca çalışma yapmak isteyenler için, yararlı olacağını umduğumuz bir takım ilâveler yapmış bulunuyoruz. Bu çerçevede, öncelikle birinci baskıdaki basım hataları giderilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, Arapça alfabedeki harflerin yazılış kurallan anlatılmıştır. Yine, ayetlerde geçen kelimelerin anlamlan verilmiş, gerekli görülen yerlerde de kelimelerin irablan (cümle içindeki gramer tahlilleri) yapılmıştır. İlâveten, Fâtihâ, Yâsin, Tebâreke, Nebe, Bakara Sûresi’nin son iki ayeti (Amenerrasûlü), Ayet’ül-Kürsî, Kıyâme, Fecr Sûresi ve aşağısı, namaz sureleri olarak bilinen kısa sûreler de dâhil olmak üzere, Kur’an’dan en fazla okunan sûreler tek tek kelime anlamlan verilmek suretiyle kitabın sonunda kaydedilmiştir.

Birinci baskının önsözünde de belirtiğimiz gibi, Arapça gramer kitaplannda genellikle sarf nahiv şeklinde sınıflandırma yapılarak, konu bütünlüğünü sağlama düşüncesiyle, henüz gramer kurallan anlatılmamış metinler zamanından önce verilmekte, bu durum ise Arapça’da belirli bir seviyesi olmayan okuyucuya hitap etmemektedir. Diğer taraftan, takip edilen bu metod Arapça’ya yeni başlayanlan umutsuzluğa sürüklemekte, çoğunlukla da onlann Arapça öğrenme heveslerini kırmaktadır. Biz bu durumu gözönünde tutarak, nevi şahsına münhasır bir metod olmak üzere, adım adım cümle kuruluşuna götüren yeni bir metodu ortaya koymaya çalıştık. Bunu yaparken, şu anda Arap ülkelerinin orta okul ve liselerinde okutulan gramer kitaplan ve Arap dünyasında yayınlanmış olan ve bizim bibliyografyada bir kısmını zikrettiğimiz, pekçok kitap üzerinde çalıştık. Bu kitaplardan yeri geldikçe alıntılar ve tercümeler yaptık. Tercümede, Arapça cümlenin daha iyi anlaşılması amacıyla, kelime kelime ve birebir çeviri yaptık. Ayet mealleri için ise, bibliyografyada kullanılan mealleri tercih ettik. Biz bu eserde dersleri işlerken esas olarak metin bütünlüğünü değil, onun yerine dersin anlaşılmasını hedefledik. Konuların sonunda yer alan bol cümle örnekleri, yine konuyla ilgili ayetler ve ayrıca alıştırmalarla bilgilerin pekiştirilmesini sağlamaya çalıştık.

Bu kitapta tüm gramer konularını kapsayacak şekilde 1300’e yakın ayet incelenmiş, böylece geriye kalan tüm Kur’an âyetlerinin de anlaşılmasına zemin hazırlanmaya çalışılmıştır. Kitaptaki ayetler yaşantımız boyunca hep hatırlanması ve rehber alınması gereken ayetler arasından özenle seçilmiştir.

Aslında bu kitabın öğrenci tarafından daha büyük bir ilgi ile takip edilebilmesi için resim vb. şeyler ilâve edilebilir, boyutları da küçültülebilirdi. Fakat o takdirde kitabın hacmi yedi sekiz cilde ulaşacak, bu durumda ise maliyetler artacak ve okuyucunun alım gücü zorlanacaktı. Bu nedenle kitap, çok yoğun bilgi içermesine karşın, tek ciltten oluşmuş bulunmaktadır. İleride bu kitabı, bölümler halinde, yardımcı kitap ve CD ilâvesiyle çıkartmak gibi bir arzumuz bulunmaktadır. Arkasından da Allah izin verirse, halen üzerinde çalıştığımız baştan sona tüm Kur’ân kelimelerinin mana ve gramatik olarak incelendiği bir başka eseri yayınlamayı düşünüyoruz.

Sonuçta, bu kitabı alıştırmalarını yapmak suretiyle tamamiyle çalışan bir kimse, bir en fazla iki senede, yaklaşık olarak beş bin kelime öğrenecektir. Bu durumda da, Arapça yazılmış kitaplan, dergileri, gazeteleri genel olarak anlayabilecek, bilemediği kelimeleri de sözlükten bakmak suretiyle, tercümeler yapabilecektir. Diğer taraftan, Arapça yayınları dinlemek ve imkân buldukça Arapça konuşan kimselerle pratik yapmak suretiyle de kendisini ifade edecek kadar Arapça konuşabilecektir.

Çalışmak bizden, yardım Allah’tandır...

Dr. Neclâ YASDIMAN
Şubat 2003 İZMİR

 

(ÜÇÜNCÜ BASKIYA)

ÖNSÖZ

İkinci baskının üzerinden bir sene dolmadan üçüncü baskının yapılması önce Rabb’in istek ve lütfundandır... Sonra da Türk insanının O yüceler Yücesi’nin insanlığa gönderdiği mektubu olan Kur’ân’ı aslındaki sırlarıyla öğrenme gayretindendir. Kitabın tashihindeki katkılarından dolayı Rize İlahiyat Fakültesi Arapça Dersi öğretim görevlisi Resul Sevinç’e teşekkürler..

Bu bir kitabı çalışmakla hem Allah’ın kitabını anlamaya, hem konuşmaya başlıyorsak doğrusu bu, ucunda böylesine kocaman nimetler bulunduğu için az bir çabadır. Maliyet açısından herkes alabilsin diye yine tek ciltte topladık. Arzu eden okuyucular kitablarım aldıktan sonra bir ya da taşınması kolay olsun diye iki cilt halinde ciltletebilirler.

Gönül dolusu dua ve başarılar...

Dr. Neclâ Yasdıman

Şubat 2004 İZMİR

 

 

(DÖRDÜNCÜ BASKIYA)

ÖNSÖZ

Adım Adım Kur’an Dili’nin, daha önce sözünü verdiğimiz, CD’leri çıkmıştır. CD’ler görüntülü ve sesli, bilgisayar ortamında çalışacak şekilde hazırlanmıştır. Kitaptaki alıştırmaların cevaplan da CD’lere ilave edilmiştir.

Sevgili okurlarımızın isteği doğrultusunda kitabın CD’lerini çıkarmayı bizlere nasip eden O yüceler Yücesi Allah’a hamdolsun...

 

Dr. Neclâ YASDIMAN
Şubat 2004 İZMİR

 

(ONDOKUZUNCU BASKIYA)

ÖNSÖZ

Değerli okurlar! Rabbimin izni ve sizlerin desteğiyle “Adım Adım Kur’arı Dili”nin ondokuzuncu baskısını yapmış bulunuyoruz. Bu baskının diğerlerinden farkı konuların sonunda yer alan meallerin birkaç ayet dışında “Kur’arı Tahlili” adlı eserimizdeki meallerle değiştirilip yeniden düzenlenmesidir. Öğrencilerin daha iyi anlayabilmesi için mealde Kur’an’ın Arapça orjinaline sadık kalmaya gayret ettik. Her öğrencinin elinde ayrı baskılar olabileceğinden sayfa numaralarını da değiştirmedik.

İkinci baskının önsözünde de belirttiğimiz gibi, “Adım Adım Kur ’an Dilf’m hazırlamaktaki asıl hedefimiz; Kur’ân’ı anlayarak okumaya zemin hazırlamaktır. İşte bu amaçla bu eserin arkasından tatbikat olarak çalışılmak üzere diğer çalışmalarımız olan KUR’AN TAHTİTİ (Fatiha’dan Nas’a dek kelime kelime anlam, irab, sözlük, toplu mana ve tefsir), KUR’AN’DAN SEÇME SURELER ve 30. CÜZ adlı eserlerimizi yayınladık.

Bu eserlerin herbirisinde Kur’ân’ın her ayetinin altında o ayete ait “Sözlük”, ayetin her kelimesinin hemen altında ayrı ayrı Türkçe anlamı, onun altında da o kelimenin irabını (fiil, fail, meful vs. gibi dilbilgisi tahlilini) bulacaksınız. Yine ayetin hemen altında ise toplu meal ve altında “Açıklama” başlığı altında o ayetin tefsirini okuyacaksınız.

Böylece Kur’ân-ı Kerîm deryasına dalacak, ayetlerin bugüne bakan yönlerini keşfe çıkacak ve ilmi çalışmanın zevkini tadacaksınız. Ayette belirtildiği gibi:

“..Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 9)...

“Kur’an Tahlilî’’ adlı eserimizde geçen Kur’an ayetlerinin sözlüğü okuyucularımızın isteği üzerine sure ve ayet sırasıyla “KUR’AN SÖZLÜĞÜ” adıyla ayrıca basılmıştır.

Yine istek üzerine 3 cilt halinde Fatiha’dan Nas suresine kadar tüm Kur’an’ın kelime kelime anlam, kelime altında özet i’rab (gramer) ve toplu meal içeren eserimiz KUR’AN UFKU “Sözlük İlaveli İ’rablı Kur’an ve Meali” adıyla baskıdan çıkmış bulunmaktadır. Kur’an Tahlili adlı eserden farkı, tefsirinin kaldırılması ve irabların da özet ve gerekli olanının alınmasıyla bir sayfada daha çok alanın görmesinin sağlanmasıdır.

Bu eserler hepimizin dünya ve âhiret saadetine vesile olur inşaallah... Şahsen ben hayatımın en mutlu saatlerini Kur’an başında inceleme yaparken geçirdiğimi itiraf ediyorum.

Rabbimin hepimizi ilmiyle âmil Kur’ân âlimi yapması ve Kur’ân’ın hepimizin ışığı olması duasıyla...

 

Dr. Neclâ Yasdıman

 Mart 2014 İZMİR

Bu sitede yer alan tüm yazılı ve görsel içerik MN EĞİTİM ÖĞRETİM YAYINCILIK BİLİŞİM REKLAM İNŞAAT SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ. tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, kullanılamaz çoğaltıp dağıtılamaz.